Seksenli yılların ortalarından beri TRT ekranından hemen hemen tüm turnuvaları izlerdim, Navrotilova, Steffi Graf ile büyüdüm ben. WTA sezon sonu şampiyonasını İstanbul aldığında en fazla sevinenlerdendim herhalde. Biletler çıktıktan hemen sonra ilk iki gün hariç tüm günlerin biletlerini aldım. İlk iki gün hariç diyorum o da Biletix’in azizliğinden. Futbol maçlarındaki karaborsa satışa engel olmak için düzenlenen, bir kredi kartına belli sayıda bilet verme limitinin, maalesef turnuvanın tüm günlerine katılmak isteyen birisine engel olacağı hesaplanamamıştı. Her güne sadece 2 bilette almış olsam toplamda 4 gün için 8 bileti 2 farklı kredi kartından aldım ve ilk 2 gün açıkta kaldı. O iki günde Sharapova oynayıp turnuvadan çekilip 3. Gün maçına çıkmayınca biz hanımefendiyle tanışma fırsatını kaçırdık.
Neyse işin güzel kısımlarına geçelim. Ben bileti aylar önce aldığımdan satış gidişatından haberim yoktu ve açıkçasıda kalabalık bir seyirci beklemiyordum. Ancak Türkiye Tenis Federasyonu da benim gibi yanılmış, önce Sinan Erdem ‘in kapasitesi küçültülmek kaydı ile 9000 bilet basıldı, sonra bilet sayısı 11.000′e çıktı hatta yarı final ve finaller için ekstra davetiye dahi basılmış duyduğuma göre. İlk günden itibaren harika bir organizasyondu. Yarı final ve final günü ise tam anlamıyla mükemmeldi. Harika bir seyirci ve inanılmaz güzel bir tenis vardı kortta. Erkek tenisi her ne kadar daha teknik ve kusursuz görünse de kadın tenisinde sonucun belirsizliği ve maçın akışının her an değişiklik gösterebilecek olması erkek tenisinden çok daha zevkli kılıyor maçları.Görsel estetik apayrı zaten:) Erkek tenisinde belirli bir oyundan sonra sonucu hemen hemen kestirebiliyorsunuz ancak kadın tenisinde arka arkaya 3 maç puanı atan oyuncu bir bakıyorsunuz maç sonunda malup taraf..
Tekrar turnuvaya dönelim. 2007 Madrid’ten itibaren Doha ile beraber turnuva üçer senelik olarak verilmeye başladı ki önümüzdeki 3 sene İstanbul’da olacak. Turnuvanın yurtdışı tanıtımları da çok başarılı idi. Bunda milli tenisçimiz İpek Şenoğlu’nun federasyon tarafından oyuncu ilişkilerinden sorumlu kişi pozisyonunda görevlendirilmesi ve oyuncularla yaptığı sıcak röportajların etkisi bence çok olumlu idi ki WTA’de böyle düşündüğünü orgnizasyon ekibini sosyal medya hesaplarından tebrik etmesi bunu açıkça gösterdi.
WTA sezon sonu turnuvası sezonu puan olarak ilk 10 sırada bitiren kadın tenisçilerin katılımı ile düzenleniyor. İlk sekiz, turnuvada dörderli gruplarda mücadele verir iken dokuz ve onuncu sıradaki tenisçiler yedek olarak tribünde bekliyor. Grup maçları yapıldığından turnuvadan sakatlık ya da başka sebeplerle çekilmek zorunda kalan olur ise maçların aksamaması açısından yedek oyunculardan ilk sıradaki çekilen oyuncunun yerine giriyor ki bu sene Sharapova’nın turnuvadan çekilip Bartoli’nin yerine oynaması gibi.
Peki bu ilk sekizi belirleyen puanlama nasıl yapılıyor? Sezon boyu oynanan turnuvalar 5 kategoride toplanıyor.
1-Grand Slamler (4 adet, Amerika Açık, Fransa Açık, Avustralya Açık ve Wimbeldon) kazanan oyuncuya 2000 puan veriyor turnuva derecesine göre puanlama aşağıya doğru ilerliyor.
2-Daha sonra WTA Championships geliyor ki bu turnuvayı kazanan 1500 puan alıyor. Ayrıca grup maçlarından itibaren namalup olarak finali kazanan tenisçinin kazandığı para ödülünün Grand Slam kazananından fazla olması WTA Championships’in değerini daha da arttırıyor.
3-Premier Mandatory turnuvalar ise Indian Wells – ABD, Miami – ABD, Madrid – İspanya ve Pekin – Çin’de oynanıyor ve kazanana oyuncu 1000 puan alıyor. Bunlar zorunlu katılım turnuvaları. İlk 10 sıradaki oyuncular yıl içinde belirli kategoride belirli sayıda turnuvaya katılmak zorunda.
4-Premier 5 diye adlandırılan kategori her sene Dubai, Roma, Cincinnati, Tokyo ve dönüşümlü Montreal veya Toronto’da oynanan turnuvalar. Bu turnuvayı kazananlar 900 puan alıyor.
5-Premier turnuvalar (Premier 600 – Premier 700) ise 10 adet ve nadiren değişmekle Paris-Fransa, Charleston-Amerika, Stuttgard-Almanya, Stanford-Amerika, San Diego-Amerika, Sydney-Avustralya, Brussels-Belçika, Eastbourne-İngiltere, New Haven-Amerika ve Moskova-Rusya’da düzenleniyor ve kazanan tenisçiye 470 puan kazandırıyor.
6-Son kategori ise sayıları otuzu bulan ve kazanan tenisçiye 280 puan veren yerel turnuvalar.
Grand Slam kazanmak hem prestij hem puanlama açısından tabiki eşsiz ancak sezon boyu çok fazla turnuvaya kayılmak puan toplamada önemli rol oynuyor ki her ne kadar bu sebeple eleştirilse de bu sayede önce Dinara Safina, sonrada Wozcniacki sıralamada 1 numaraya bu şekilde yükseldiler. Wozniacki Grand Slam Kazanmadan yerini iki senedir bu şekilde korumakta.
Turnuva, namalup olarak tamamlayan Kvitova’nın bu sene Wimbledon kazandıktan sonraki sevincinden daha büyük bir sevinç gösterisi, Zvonareva ve Azerenka’dan aldığım imzalar ile bitti, darısı seneye diyelim bakalım…



